Bağımlılık tedavisinde inanç temelli yaklaşımlar

Madde bağımlılığı tedavisinde inanç temeli yaklaşımlar giderek artıyor. Yeşilay’ın düzenlediği “Uluslararası Uyuşturucu ve Halk Sağlığı Politikaları Sempozyumu”nda çeşitli ülkelerden önemli örneklere yer verildi.

Türkiye Yeşilay Cemiyeti’nin ev sahipliğini yaptığı, “Uluslararası Uyuşturucu Politikaları ve Halk Sağlığı Sempozyumu” devam ediyor. Sempozyumda, uyuşturucu kullanımı üzerine yeni bakış açılarında inanç temelli yaklaşımlar ve uygulamalar hakkında çeşitli ülkelerde uygulanan programlar ele alındı.

2015 yılında 70 bin kişi tedavi edilecek

Malezyalı Psikiyatrist Dr. Rusdi Abd Rashid, madde bağımlılığıyla mücadelede Uyuşturucu Bağımlılığında Manevi Güçlendirme ve Rehabilitasyon (SEDAR) Programı kapsamında “İlaç Destekli Tedavi” yöntemini kullandıklarını söyledi. Programın yaygınlaştırılması için cami platformu kurduklarını belirten Rashid, “Dini kitleyi programa dahil ettik. Abdest, namaz ve dua aktivitelerini kullanarak hastalarımızı tedavi etmeye çalıştık. Başarılı sonuçlar da elde ettik.  60 gönüllü hasta seçmiştik. 40 yaş ortalaması ve çoğunluğu bekârdı. Birinci yılın sonunda yüzde 70’lık istihdam kazanabilme oranını gördük. Geri kalan yüzde 20 ise yarı zamanlı işlere yerleştirildi. 28 milyon nüfuslu Malezya’da 300 bin afyon kullanıcısı, bir milyondan daha fazla kişi de madde bağımlısı. Program ile 2015 yılında 70 bin kişiyi tedavi etmeyi planlıyoruz“ diye konuştu.

“İslam kurallarını kullanıyoruz”

Yemen Uyuşturucu Derneği Başkanı Muneer Al-jabri ise Yemen’de Qat Rehabilitasyonu ve Uyuşturucu Bağımlılığı ile mücadele hakkında yaptıkları çalışmaları paylaştı. Muneer Al-jabri, Yemen bölgesinde yetiştirilen Qat bitkisini 17 milyon kişinin kullandığı söyledi. Bitkinin bütün dünyada uyuşturucu madde olarak görüldüğünü belirten Muneer Al-jabri, “Bitkiye kullanan herkes günlük ihtiyaçlarının üzerinde günde 2.5 dolar harcama yapıyor. Toplumsal yapıya zarar veriyor. Taşıdığı kanserojen maddeler nedeniyle kansere yol açıyor. Kullanıcılar gasp, terör, cinayet gibi suçlara karışıyor” dedi.

Tedavilerini İslam kuralları içerisinde gerçekleştirdiklerini ifade eden Muneer Al-jabri, şunları kaydetti: “Rehabilitasyon çalışmalarına ailelerden başladık. Ölen insanların ailelerine yardım yapıyor ve çocuklarını okutuyoruz. Hapiste olanların becerilerini artırıyoruz. El sanatlarını geliştiriyoruz. Böylece hapisteyken kendilerini geliştiriyorlar. Sağlıklı birey olarak yakın zamanda topluma karışıyorlar. Özellikle Ramazan ayında bilgilendirme yapıyoruz, tedavi olanlar hapishane dışında da destek oluyoruz.”

Namaz ve oruçtan yararlanıyoruz

180 Derece Derneği’nden Uğur Eleman, dernek olarak tamamen gönüllülük çalışması yaptıklarını belirterek, “Bağımlılığın her türlüsüne karşı mücadele ediyoruz. İkna yöntemi bizim için çok önemli. Gönüllü birimlerinin yetişmesi noktasında eğitim hizmeti veriyoruz. Üniversiteler ve STK’lar işimizin önemli bir parçası” dedi.

Bağımlılıktan kurtulmuş 125 kişilik bir grupla beraber hareket ettiklerin ifade eden Eleman, şunları kaydetti: “1993 yılından itibaren çok sayıda insana destek olduk. Aile kavramının üzerinde duruyoruz. Özellikle anneleri bilgilendiriyoruz. Yemekten uyku düzenine kadar hastamızla ilgileniyor, hayatını belli bir program altına alıyoruz. Namaz ve oruçtan çok yararlanıyoruz. Aynı zamanda da atölye çalışmaları gerçekleştiriyoruz.”

Kutsal kitap ve İsa Mesih

Saraybosna’dan Boro Goic de kişinin bağımlılıktan kurtulması için topluma yeniden entegre olması gerektiğini söyledi. Hıristiyanlık iyileştirme programlarının tamamen kutsal kitap ve İsa Mesih’e dayandığını belirten Boro Goic , “Kişiye özel inanç düzlemi oluşturuyoruz. Bu da kişinin ruhani olarak iyileşmesini sağlıyor” diye konuştu.